1 Ağustos 2013 Perşembe

Pendik'in Tarihi


Tarihi kaynaklara göre Pendik M.Ö 5000′lerden beri yerleşim alanı. Pendik'teki en eski yerleşim olarak Makedonlar biliniyor. Fakat yapılan kazılarda 3-4 bin yıllık insan kalıntıları da bulunmuştur. Roma ve Doğu Roma hakimiyetinin ardından 1080-1083'de Selçuklularda kaldıysa da, tekrar Latin İmparatorluğu eline geçmiştir.1306'da ise Osmanlı hakimiyetine girmiştir ancak bu Bizans'ın geri kazanma çabalarını doğurmuş ve 1329-1330 tarihlerinde Pelekanon savaşıyla bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. 1400 yılında Yıldırım Bayezid döneminde Abdurrahman Gazi alana dek boş kalmış olan Pendik, bu tarihten itibaren tamamen Türk hakimiyetindeki bir yerleşim yeri olmuştur.

Çoğu kaynaklar Pendik kelimesinin duvar anlamına geldiğini ve İstanbul’a egemen olan devlet ya da hükumetlerin doğudan gelecek saldırları önlemek için burayı bir savunma hattı olarak kullandıklarını kaydederler.

Bazı kaynaklara göre Pendik “beş burun” anlamını taşır. Ural dağlarından gelip bu bölgeye yerleşenlerin Farsça beş köy anlamında “Pench – deh” ismini kullandığı söylenir. Pendik tarih öncesi çağa kadar uzanan eski bir tarihe sahip. Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinin çok öncesinde de bir çok medeniyete beşiklik yapmış olan Pendik, eski bir yerleşim ve uğrak yeri. Frigler‘in Anadolu’ya yerleşmeleri ve Frigya Devleti kurma sürecinde İstanbul Boğazı ile Sakarya nehri arasındaki bölgeye yerleştiklerinde, Friglerin bir kolu olan Bebrikler bu bölgeye ebrikya dediler.


Osmanlı hakimiyetinde küçük bir balıkçı kasabası durumunda bulunan Pendik, geçirdiği büyük bir yangınla tamamen kül olmuştur kaynaklara göre 1200 hane ve dükkanı kül eden 50 saatlik yangından sonra Ayan Meclisi Senato Hariciye Encümen Reisi Azaryan Efendi Paris'ten mühendis ve mimarlar getirterek yeni yerleşimin planlarını çizdirmiştir. Planlara da şehir merkezine adının ilk harfini koydurtarak imzasını atmıştır. Günümüzde Gazipaşa-İsmetpaşa ve Orhan Maltepe Caddelerinin oluşturduğu çizgiler hala ilçenin en işlek merkezi durumundadır.

Pendik ilki 1798 de olmak üzere toplam 3 büyük yangın geçirmiş ve en son 1889 yangınında 1200 hane ve dükkan tamamen yanarak kül olmuştur. 1900 yılında Ayan Meclisi Senato Hariciye Encümen Reisliği görevini yürüten Azaryan(Azerian) Efendi Pendik’in yeniden kurulmasına memur edilmiştir. Azaryan Efendi Parsite Mimar ve mühendisler getirterek kasabanın ilk planını çizdirmiştir. Böylece Pendik Türkiye'nin ilk planlı kasabası unvanını kazanmıştır.

Osmanlı döneminden Gebze ilçesine bağlı bir köy iken daha sonra Üsküdar Mutasarrıflığına bağlı Kartal Sancağı bünyesinde bir nahiye olmuştur. Nihayet 04.07.1987 tarihinde 19507 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 3392 sayılı kanun ile ilçe olmuş ve teşkilatlanmasını tamamlayarak 11.08.1988 tarihinde fiilen faaliyete geçmiştir.


1918 da istanbulun işgal edilmesiyle Pendik te bu işgalde nasibini almıştır. İşgal sırasında fikir ve mücadele adamları ile subaylar ankaradaki milli mücadeleye katılmak için İstanbul’dan kaçmaya başlamışlardır. Başlıca yollar ve her türlü deniz ulaşımı sıkı denetim altında olduğu için anadolu yakasındaki kaçış noktalarından biri de Pendik’ti. Pendik’e bağlı kurna ve kurtdoğmuş köyleri üzerinden geçilerek Adapazarı oradanda Ankara’ya geçilmekteydi.Menzil hattı olarak adlandırılan bu yolu kullanarak Ankara’ya kaçanlar arasında İsmet İnönü, Kazım Karabekir gibi komutanlar, Halide Edip Adıvar ve Mehmet Akif Ersoy gibi aydınlar bulunmaktaydı.

24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması sonucu savaş sona ermiş ve 2 Ekim 1923 tarihinde işgal kuvvetlerinin İstanbul'u terk etmeleri ile Pendik’teki karakolda boşaltılmıştır. 6 Ekim 1923'te Türk Ordusu İstanbul'a girmiştir.

İlçede, Kaynarca ve Pendik arasında sahile 50 metre uzaklıkta, neolitik dönemden kalma ve M.Ö. 6500 yılında kurulduğu sanılan, 32 mezarın ve ev temelleri kalıntılarının bulunduğu eski bir yerleşim bölgesi bulunmuştur.