30 Mayıs 2014 Cuma

En büyük risk Pendik'te


Geçtiğimiz cumartesi günü yaşanan depremi iliklerime kadar hissettim.

Duyuru Gazetesinin merkezinde adeta bir kabusu yaşadım. Beşik gibi sallandık, bir oyana bir buyana. Mübarek, sanki dalgalı deniz, bizde gemide gibiyiz. Lodos'ta sandalların dalgayla raksıydı sanki.
Halbuki deprem, Pendik'ten 450-500 kilometre ötede olmuştu. Şiddeti öyle abartılacak cinsten de değildi. Anladım ki, ilçenin merkezi sağlam değil. Toprağı yumuşak ve binalar hak getire, bir kaç yıl daha geçerse Anıtlar Yüksek Kurulu irad kaydedecek. En yenisi 30-40 ve 50 yıllık. Döneminin inşaat teknolojisine göre inşa edilmiş. Çürük, şekilsiz, plansız, deprem güvenliği olmadan ve estetik kaygıdan yoksun yapılmış. Pendik Çarşıda gezerken, gökyüzüne bile hasret kalıyorsunuz. Bitişik nizam, 5'er, 6'şar katlı izbe yapılar ve daracık sokaklar.

Maazallah; Bir İstanbul depreminde olacakları ve sonrasını düşünemiyorum. Can kayıplarını, maddi hasarı ve geride kalanları düşünmek bile istemiyorum.

Evet, Pendik'in zemini de, binaları da büyük bir deprem riski taşıyor. Marmara Depremi'nden buyana 15 yıl geçtik. Biz ne yaptık diye kendimizi bir sorguya çekelim. İlçenin ne kadarını dönüştürebildik. Bu sorulara verilecek cevap kocaman bir hiçtir.

Bazı binalar dönüşüyor, eskiler yıkılıp yerlerine yenileri yapılıyor. Devlet ve özel sektör marifetiyle 10 bine yakın yeni bina inşa edildi.

Kentsel Dönüşüm yasası çıkalı bir kaç sene oldu. İstanbul'un bazı ilçelerinde mahalleler boşaltıldı. Yerlerine modern konutlar, deprem güvenliği olan konutlar inşa ediliyor. Ancak hiç birisi yeterli değil. İstanbul'un da, Pendik'inde yüzde 10'unu ancak dönüştürebildik. Geriye kalan yüzde 90 el atılmayı bekliyor. Bizde bekliyoruz, kamuoyu da bekliyor.

Ancak, tık yok.

Bir mahalle dönüştürülsün diye el atılıyor, hemen kıyamet kopuyor. Birileri mahalleliyi harekete geçiriyor, dernekler kuruluyor ve "Dönüşüm istemezük" korusu işbaşı yapıyor. Muhalefette, muhalefet. Neyin muhalefetini yaptıklarını bilmeden anlamsız bir karşı koyma. Bir çok saygın siyasetçimizde bu işe çanak tutuyor. Rantsal dönüşüm naraları atılmaya başlanıyor.

Niye? Çünkü hiç bir sorumlulukları yok. Allah korusun olası bir depremden sonra can kayıpları yaşansa, Pendik yıkılsa, bu sefer yine onlar  sokağa çıkarlar. "Niye Kentsel Dönüşüm yapmadınız. Depreme dayanıklı konutlar inşa etmediniz." diye.

Kentsel Dönüşüm zor bir iştir. Bunu kabul ediyoruz. İş zor diye, savsaklayacak mıyız. Geri adım mı atacağız? Asla. Sonuna kadar mücadele edip bu zor işi başarmalıyız.

Pendik çarşıda bir ada tespit edip, işe başlanabilir. Dükkan sahipleriyle, hane sahipleriyle görüşülüp işe konulabilir. Burada yapılacak örnek dönüşümün diğerleri içinde çekici olabilmesi için, mükemmel bir proje yapılmalıdır.

Yapılmalıdır ki, herkes dönüşüm istesin. Kentsel dönüşümün faydaları iyi anlatılmalıdır. Akıllarda hiç bir soru işareti kalmayacak şekilde muhataplara bilgi verilmelidir.

Çoğunluğun talep etmesi durumunda, çatlak sesler dikkate bile alınmamalıdır.

Bu iş bir gün bile geciktirilmeden harekete geçilmelidir.

Depremle şaka olmayacağı bilinmelidir. Her geçen gün vatandaşın zararınadır. Vatandaşın hayatı risk altındadır. İvedilikle harekete geçilmelidir.

Şahsi menfaatler bir kenara bırakılıp akli selimle hareket edilmelidir. "Ben dükkanımdan şu kadar kira alıyorum. Benim kaybım ne olacak?" Muhabbeti bir kenara bırakılmalıdır. Hiç bir kira geliri, can kaybını telafiye yetmez.

Herkes aklını başına devşirmeli ve bu işe bir an önce el atmalı.

Duyuru Gazetesi